Mart Köyünde Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretlerinin Anma Töreni yapıldı. Birlik, bütünlük ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla, düzenlenen törene çok sayıda vatandaşımız yanı sıra çevre köylerden ve Ankara’da ikamet eden hemşerilerimiz katıldı.Törene ayrıca Çankırı Milletvekilimiz Suat KINIKLIOĞLU, Vali Yardımcımız Haldun AKSALMAN, İlçe Kaymakamı Serkan ŞEKER katıldı.
Kaymakam Serkan ŞEKER konuşmasında; Anadolu erenlerinden, bu toprakların Türkleşmesi ve Müslümanlaşması için buralara kadar gelmiş bülbül ve gül yuvası yapmış büyük şahsiyetlerden ve 1265 yılında Mart Köyünde ruhunu Hakk’a teslim ettiğine inandığımız Seyit Hacı Ali Turabi Hazretlerinin manevi şahsını anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Dünya çok ciddi bir başkalaşımın, çok ciddi bir zulmün ve adaletsizliğin pençesi altında. Bu gün eğer hala dünya yaşanabilir bir yer ise bunda Hz. Mevlana’nın,Yunusun, Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin ve onların yolunda devam eden Hacı Ali Turabi Hazretlerinin sonsuz payı vardır. Bunu hassasiyetle hatırlatmak isterim.
Aziz kardeşlerim; ikilik yok birlik var. Diyen Hacı Bektaşi Veli Hazretleri birliği ve dirliği yalnızca suni düşünüş sisteminde veya yalnızca alevi düşünüş sisteminde birlik bütünlük olarak ifade etmiyor. Yani sevgi yalnızca sunninin sunniyi sevmesi, yada alevinin aleviyi sevmesi değildir. Sevmek “yaradılanı hoş gördük yaradandan ötürü” felsefesini gerektirir. Bizden olmayanı, bize hiç benzemese dahi hatta varlığından rahatsızlık duysak dahi yaradılış itibari ile sırf insan olduğu için sevmeyi gerektiren bir felsefedir. Alevi Bektaşi geleneği ve genelde Türkmen geleneği. Acaba biz bu düşüncenin neresindeyiz.
M.Kemal Atatürk’ün Yurtta Sulh Cihanda Sulh anlayışı, tıpkı Hz.Mevlana’nın anlayışındaki dünyada medyun olduğu gibi, medyun olusuna hasrettir. Bu neyi ifade ediyor, büyük önder M.Kemal Atatürk 1920’li yılların sonunda Kurtuluş savaşında karargah olarak yüce Meclisi inşa etmiştir. Ve söylediği şey şudur, “Efendiler üniformalarınızı çıkartın, siyaset yapanlar siyaset yapsın, bürokrat olarak kalmak isteyenler bürokrat olarak kalsın. Ama herkes yerinde kalsın. Yüce meclisin üstünde hiçbir irade yoktur. Yüce meclis milletin vergileriyle onlarca, binlerce yetimin, fukaranın geleceği adına politikalar tesis eden en üst mercidir. Hiçbir kimsenin bu mercii ihlal etmeye ve mertebesine halel getirmeye hakkı yoktur. Hiçbir kişi ve kurum yüce meclisin iradesinin üzerine geçme hakkı ve hukuku yoktur.
Kaymakam ŞEKER konuşmasının devamında; Fizik ve matematik kanunlarının da, kimyanın da ifade ettiği kutsal inanışlarında ifade ettiği şekliyle dünya artık enerjisini tüketmiş ve bir sona doğru gitmektedir. Dünya bu sona giderken biz büyük Atatürk’ün önümüzden kaldırdığı engelleri ve dünyaya önder olma ve en sonda Japonya gezisinde Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL beyefendinin 3B projesi olarak ifade ettiği büyük geçmiş, büyük potansiyel, büyük gelecek idealine uymamaktayız. Bu aslında cumhuriyeti, demokrasiyi hiçbir şekilde anlamamaktır.
Bu gün varlığımızı borçlu olduğumuz zatlardan birinin huzurundayız. Onların temel felsefesi sözde değil özde vatansever, sözde değil özde demokrat, sözde hukukçu değil özde hukukçu, sözde Türk değil özde Türk olmaktır. Veya sözde alevi değil özde alevi, sözde sunni değil özde sunni olmaktır. Bu düşüncelerle huzurunda bulunduğumuz yüce şahsiyetin önünde en derin saygılarla eğilir ve kıyamet kopmadan memleketimizde demokratik, hukuk, laik, sosyal devletinin bütün kurumlarıyla tam tekmil inşa ettiği günlerde buluşmayı temenni ederim. Diyerek konuşmasına son verdi.
Milletvekilimiz sayın Suat KINIKLIOĞLU da konuşmasında; Bu memleket bildiğiniz gibi Osmanlı İmparatorluğunun çok dilli, çok etnik kökenli, çok mezhepli, 72 dilin konuşulduğu büyük bir imparatorluğun mirasıdır. Bu mirasın içinde yüzlerce güzel renk doku, kültür, yüzlerce güzel kültürel miras, tarihi miras, dini gelenekler ve bin yıldır var olan hoşgörünün bir arada yaşamanın getirdiği gelenek var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak böyle bir geleneğin sahibi olmak, küreselleşen bir dünyada böyle bir geleneği temsil etmek, bu kadar çok çeşitliliği, farklılığı, bu kadar özde iyimselleştirilmiş hoşgörü içerisinde yaşamaktan; bende görevim olarak yurtdışı gezilerinde yabancı muhataplarıma büyük bir gurur ve onurla anlatma imkanına kavuşmuş bulunuyorum. Dedi.
Vali Yardımcımız Sayın Haldun AKSALMAN konuşmasında; Dünyada ki makam ve mallara ulaşmada ölçüyü takva olarak alırsanız ona ulaşma ölçüsü olarak, kullandığınız takvayı da dünyevileştirir. Yani takva insanın Allah’a yakın olma, Allah’ın emrettiği kurallarıyla yaşama ve düşünme olgusunu sadece kul ile Allah arasına bırakırsanız bu sorunu aşarsınız.
Aksi taktirde, makama ve servete ulaşmada bir takım dünyevi noktaları elde etmede takvayı ölçü alırsanız, insanları sahterkarlığa itersiniz. Niye mi? Çok basit ona ulaşmak isteyen insanlar, kendi inançları gibi davranmazlar, görünmek istenen inanç gibi davranırlar. Halbuki onun, bambaşka bir inancı vardır. İşte takvayı kul ile Allah arasına hapseden dinimizin maalesef Emevilerle başlayan saltanata geçmenin yolu takvadan geçme kuralına bağlayan anlayış bu gün ülkemizin de temel sorunudur. Dedi.
Törene konuşmacı olarak, Prof.Dr. Filiz KILIÇ, Prof. Dr.Pakize AYTAÇ, Prof. Dr. Hasan UNAT ve Araştırmacı Yazar Cemal ŞENER katıldı. Semah Ekibi gösterileri, sanatçı ve aşıkların söyleşileriyle devam etti.






|