KAYMAKAM SERKAN ŞEKER'İN GÖNÜL KOROSU HAKKINDA KALEME ALDIĞI BİR YAZI

 

BİR VAR OLUŞ ÇIĞLIĞI YADA GÖNÜL KOROSU

                                                                     “Ey dil ki hecre doymayıp istersin ol mehi
                                                                     Şükret bu hâle yoksa gelir yüz belâ sana”
                                                      Fuzuli
         
Bilmeyiz biz “özürsüz”ler  akıl nimetinden yoksun oluşu veya kırksekiz yıllık bir ömürde, taze açmış bir beyaz gülün ne ifade ettiğini; ya da bir kez olsun sevdiğine doğru adım atamayış ile “Leyla”ya bir demet mor menekşeyi kendi elleri ile arz edemeyişi...Koşarız, otururuz; kimi hiddetlenir, kimi şevkleniriz... Bilmeyiz ya da bilmek istemeyiz doğumdan ta ölüme tüm aynaların mat oluşunun ne demek olduğunu ve her doğan günün aslında doğmadığını... Aile efradına haber verip; yüzlerce kilometre yol teptikten sonra, o eksik bedeninizle Çukurova illerine gidip bir akşam vakti, kapıyı dakikalarca çalmanıza rağmen, sizi bir kabul edicinin olmadığını hissetmek ve görmek ne aciz bir yok oluştur... Ya da yaşadığınız mekana gelen her ziyaretçiye, tam ifadeden yoksun dilinizle, öz babanızın ne zalim bir adam olduğunu ve dahi annenizin ölüm sebebinin  o yüz utancı adam olduğunu ifade etmek nedir veya bu azap ile yaşamak...? Biz “özürsüzler” bilmeyiz, bilemeyiz; bilmek istemeyiz bunları... Ömürce geçeriz önlerinden bu “garip” adamların ve kadınların yaşadığı mekanların... Çoğumuz, kapı komşusu dahi olsak onlara, bir kez olsun kapısını çalmaz ya da çalamaz koca ömürce.

         Oysa, “her insan bir alemdir”; engelsiz ya da engelli... Yaşar durur “engelliler” de tüm vefasızlığına rağmen sevdiklerinin, sevgi beklediklerinin...Biz “özürsüzler” unuturuz çoğu zaman her bir “özürsüz” ün aslında her an bir “engelli” adayı olduğunu...Hayat öylece akar gider; ta ki yollar ya da gönüller birleşene dek.          Türkülerle birleşti gönüllerimiz ve oldu künyemiz “Gönül Korosu”;

 “Bülbül gibi gül dalında dem çeker
Kara günde gam dağıtır, gam çeker
Türkülerin çektiğini kim çeker?
Kervanda buğradır bizim türküler.”

Sonra türküler ses oldu “Nida”mıza:

“Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...”

          Ve Anadolu’nun kadirşinas insanının huzuruna çıktı Gönül Korosu: Polis Koleji, Şabanözü, Polis Akademisi, Çankaya, Kastamonu, Ankara, Şabanözü. Hastalıklar müsaade etseydi, Köroğlu diyarına da seslenecekti; ama olmadı. Borcumuz var güzel Bolu’ya. Daha ilk sahne alıştan son dakikaya, gözler ve gönüller titreye titreye dinlendi onlar... Konser sonraları, unutulmuşu hem de çok iyi hatırlayan ve sanki kendine bir daha hiç unutmamak için söz veren simalar çevreledi etrafını Gönül Korosu’nun.

         Korist ve solistler mi? Onlar yeni bir hayata başlamış gibiler. Çünkü tozlanmış madenleri ortaya çıkardılar, seslendikleri mekanlarda yankılanan Anadolu insanın gözyaşıydı, dahası, Gönül Korosu sevgi ile, garazsız-ivazsız, çıktıkları bu yolda, sekiz milyon haldaşına hüsn-ü misal olmuştu.
        Şöyle diyoruz şimdi: “Gönüldedir; bedende değil engel.”                                                                       

                                                                                                         Serkan ŞEKER
                                                                                                   Şabanözü Kaymakamı

 

 

 

 

 




 
 


Anasayfa     |     Site Haritası     |     Duyurular     |     Halkla İlişkiler      |     İletişim
Web Tasarım: Mükerrem ÇETİNKAYA
2007 © Copyright Şabanözü Kaymakamlığı Resmi Web Sitesi